Aşk Hikayeniz

Seda - Hakan Gürel

Ankara'dalardı ve dünya çok küçüktü. 2005 yılında bir gün oğlan internette gezinirken kızıl saçlı bir kızın fotoğrafını gördü. Kızın nicki Redluna'ydı ve bu onlarca sadece ikisinin bilebileceği bir grubun sadece ikisinin bilebileceği bir şarkısında geçen ufacık bir sözdü. Oğlan kıza "sen bu grubu bilir misin?" dedi, kız "peki sen nasıl bilirsin?", konuşmaya başladılar. Ankara da dünya da çok küçüktü ama onlar hiç yüz yüze görüşmeden birbirlerini tanımaya karar verdiler.

Yıl geçti. Bir öğleden sonra biri Karanfil'e öteki Sakarya'ya giden iki kişinin yolları Dost'un önünde kesişti. Bacaklar yürümeye devam etti ama kafalar döndü, gözler uzadı. Kız eline telefonu aldı, oğlanı aradı. "Evet o benim" dedi, buluştular.

Yıllar geçti. Saçlar ve şehirler değişti ama onlar değişmediler. Sonrası mı? Sonrası malum, sonrası cümbüş. Kırmızı kurdeleler, gümüş tepsiler, görümce topuzları, yüksek topuklar. Yıllar önce "ben evlenirken bunu yapmam yaa" denilen her şeyin tek tek yapılması. İnci'yle tanışmaları da böyle bir döneme denk gelir işte. Tesadüfen geçen bir konuşmada bir arkadaş İnci'den bahseder. Meşhur "lunaparklı fotoğraf"ı gördüklerinde aradıkları kişinin o olduğunu anlarlar. Böyle yorucu bir dönemde işi güvendiği birine teslim etmek insana nefes aldıran bir şey. Bir mail, birkaç telefon, düğün öncesi tanışma, bol yağmurlu bir İstanbul gününde piyano başına oturmalar ve nihai olarak düğün sonrası şahane fotoğraflar.

Bu hikayenin özeti şudur ki, tesadüflere şans verin. Çünkü bizce tesadüf, kaderin "siz yapamadınız ben yapıyorum" deme biçimidir.


Seda - Hakan